Önsöz

Etrafımızdaki dünyanın ve onun bilgisinin büyük bir hızla dönüşüme uğradığı bir dönemde yaşıyoruz. Bir önceki yüzyıla ait bütün bilgilerimiz hızla geçersizleşiyor, sosyal bilimlerin içindeki disiplinler arası ayrımlar bulanıklaşıyor. Uluslararası göç, küresel ekonomik krizler, küresel çevre sorunları, enerji krizleri, ulusüstü oluşumların derinleşmesi, savaşın yeni biçimleri uluslararası ilişkiler disiplinini kuran ve onu diğer disiplinlerden ayıran içerisi ile dışarısı arasındaki ayrımının geçerli olmadığı iddialarının yaygınlaşmasına yol açıyor (Walker 1991). Hukuksal bir statü olarak egemenlik korunmaya devam etse de bütün bu sözü edilen dönüşümler egemenliğin siyasal bir kapasite olarak dönüşmesine neden oluyor. Erdem Denk’in bu kitaptaki yazısında belirttiği gibi “ekonomiden siyasete, yönetimden idari yapılanmaya, insan haklarından çevre sorunlarına, kuvvet kullanmadan cezai yargıya, spordan kültüre, bilim-sanattan eğitime” kadar neredeyse tüm alanlarda yeni ilke ve kurallar getirmeye başlayan küresel hukuk devletlerin sadece dış değil aslında iç egemenliklerinin de bir şekilde sınırlanması anlamına geliyor.

Bizi dünya siyasetinin temel mimarisi üzerine yeniden düşünmeye davet eden bu dönüşümler, disiplinin yaşadığı bir kimlik krizi olarak algılanmakta. Bu kitap, bu kriz durumunu disiplinin krizi olarak değil, egemen devlet ve anarşi öncüllerine ayanan uluslararası fikrinin ve Vestfalyen düzenin krizi (ya da dönüşümü) olarak görüyor (Ülman vd. 2011). Kitabın yazarlarının kuramsal ve teorik bütün farklılıklarına rağmen, kitabın merkezi varsayımı bugün küresel düzeyde egemen ulus devletleri, çokuluslu kapitalist şirketleri, BM gibi uluslararası kurumları, Dünya Bankası, IMF gibi ulusüstü ekonomik kurumları kapsayan yeni bir egemenlik ağının oluşmuş olmasıdır. Bu yeni egemenlik ağının hegemonik gücü Ayhan Kaya’nın ifadesiyle “dağılmış ve parçalanmıştır.” Üstelik bu yeni egemenlik ağının içindeki hiyerarşilerin ya da bölünmelerin ulusal sınırlar ya da Kuzey-Güney, Doğu-Batı gibi katı küresel çizgiler üzerinden anlaşılması da giderek güçleşmektedir (Negri 2006).

Bu kitap “katı olan her şeyin buharlaştığı” bu yeni dönemi anlama ve anladıklarımızı öğrencilerimizle paylaşabilme çabasının bir ürünü. Elbette yeniyi anlama hiçbir zaman geçmişin bilgi birikimimize yaptığı katkılardan bağımsız değil. Biz de öğrencilerin bu kitapla hem uluslararası ilişkiler disiplininin bugüne kadar ürettiği muazzam dağarcığın temel kavram ile kuramlarını öğrenmelerini hem de bu dağarcığın gittiği yönü ve yeni tartışmaları bütünlüklü bir perspektif içerisinde edinebilmelerini hedefledik. Bu anlamda bu kitabın hedef kitlesi hem lisans hem de uluslararası ilişkiler disiplini ile yeni tanışan lisansüstü öğrencileri.

Bu kitap iki yıldan fazla bir zamana yayılan kolektif bir çalışmanın ürünü. Yalnızca çok yazarlı bir kitap olması anlamında kolektif bir çalışma değil, aynı zamanda kitabın ana iskeletini de bu kitaba katkıda bulunanlar birlikte düşündüler, birlikte oluşturdular. Kitapta yer alacak ana bölümler, her bir bölümün altında yer alacak temel konular ve bölümlerin yapısı tümüyle kitabın yazarlarının ortak aklının ve değerlendirmesinin bir ürünü olarak ortaya çıktı. Hepimiz ayrı ayrı yazdık ama sanki tek bir yazarmış gibi birbirimizin yazdıklarının çerçevesini akılımızda tuttuk, diğer yazılanları okuduk, destek olduk, sorular sorduk. Uluslararası ilişkiler öğrencilerine hazırladığımız bu kitap biz uluslararası ilişkiler öğretenler için de bir eğitim süreciydi. Sanırım bu yüzden hepimiz birbirimize müteşekkiriz.

İletişim yayınlarından Kerem Ünüvar böyle bir kitap derlememizi önerdi, kitabın yazılması ve yayına hazırlanması sürecinde bitmek bilmek sorularımızı cevapladı, her aşamada her türlü desteği vererek yanımızda oldu. Kendisine ne kadar teşekkür etsek azdır. Elbette onunla birlikte İletişim Yayınları’nın tüm çalışanlarına da teşekkür ediyoruz.

Kitabın yazarlarından ikisinin bu kitabın hazırlanması sürecinde ayrı bir yeri oldu. Onlara ayrıca teşekkür etmek isteriz. Muhammed A. Ağcan kitabın içeriğinin oluşturulmasında ufuk açıcı önerileriyle kitabın içeriğine son şeklini verdi. Gencer Özcan ise kitabın yazarlarının bulunmasında inanılmaz bir destek sundu. Ama bundan daha önemlisi pek çoğumuza bu işi yapabileceğimiz konusunda güven verdi. Ona en çok bize aşıladığı bu özgüven için teşekkür ediyoruz.

Her kitabın arkasından görünmeyen emekçiler vardır. Onlar o kitabın kahramanlarıdır. Bu kitabın iki kahramanı var: Suna Kırdağ ve Betül Baki. İkisi de yazıların ilk okumalarının yapılmasına yardım ettiler. Betül Baki kitabın her aşamasına katkıda bulundu. Kaynakçaları düzeltti, kutuları yaptı, bizim gözden kaçırdığımız hataları yakalamaya çalıştı. Özverisi ve çalışkanlığıyla bu kitabın bir kitap haline gelmesinde emeği büyüktür. Ona ne kadar teşekkür etsek azdır.

Bu kitabın yazıldığı iki yılda hepimizin hayatında çok şeyler oldu. Kimimiz sevdiklerimizin hastalığı ile uğraştı, kimimiz sevdiklerini kaybetti. Bazılarımız evlendi, bebek sahibi oldu. Kısaca biz çalışmaya devam ederken hayat devam etti. Pek çoğumuz bu kitap ile birbirimizle tanıştık, aradan geçen yıllarda dost olduk. Teşekkürün en büyüğü hayatı keyifli kılan ailelerimize, arkadaşlarımız. Onlar olmadan çalışmanın, yazmanın bir anlamı yok.

Bu kitabı, kitabın yazılma sürecinde aramızdan ayrılan Özlem Kaygusuz’un annesi Saadet Kaygusuz ve Sinem Akgül Açıkmeşe’nin babası Halit Akgül ile yine kitabın yazım sürecinde aramıza katılan Zeynep Kadirbeyoğlu’nun oğlu Engin Boyla ile Funda Hülagu’nun kızı Defne Roza Demirbilek’e adamak istiyoruz. Hayatın döngüsünü ve gerçekten önemli olanın ne olduğunu bize gösterdikleri için.

Büyük bir kimlik krizi yaşadığı iddia edilen uluslararası ilşkiler disiplinin krizden çıkmasının yolu ancak tek-boyutlu, araçsal ve tarih-ötesi olmayan bir “uluslararası” fikrine yaslanarak mümkün olacaktır. Uluslararasının sosyal etkileşim ve karşılıklı kurulumun yoğun mekânı olarak tasavvur etmek ise hiçbir tekil kuramın tekeli altında gerçekleşmeyecek. O yüzden bu kitapta farklı kuramsal çerçevelerin ve disiplinin alt alanlarının özgül katkılarıyla bu tartışmaya nasıl dâhil olduklarını okuyacaksınız. Umarız bu kitap anlamaya, yeni sorular sormaya ve değiştirmeye vesile olsun.